Pazartesi , 2 Ağustos 2021

KADIN ÖZGÜRLEŞMEDEN İNSAN ÖZGÜRLEŞMEZ

 NEVİN SEVÜK

Tesadüf odur ki, daha bir yıl öncesine kadar dünyanın her bir tarafında yaşanan cinsiyet, cinsel yönelim, sınıf, ırk, inanç eşitsizliğine; kadının ve çocuğun maruz kaldığı tecavüz, taciz, şiddet vakalarına; ekonomik krizler, artan enflasyon oranları, işsizlik, hayat pahallılığı ve ağırlaşan yaşam koşullarına karşı derinden derine bir itiraz, dişi bir öfke yükseliyordu.

Meksika’da erkek şiddeti sonucu ölen kadınların ardından başlayan sokak eylemleri ile anayasa mahkemesi ateşe veriliyor….

Polonya’da kadın bedenini denetim altında tutmak isteyen sistemin kürtaj yasasına karşı büyük grevler ve sokak gösterileri düzenleniyor…

İran’da kadınlar cesurca İslamcı-faşist molla hükumetine karşı çıkıyor…

Lübnan, Tunus ve Bangladeş’te kadınlar, kadın işçiler cinsiyet ayrımcılığına, ağır yaşam koşullarına, hükümetlerin faşizan uygulamalarına karşı erkeklerle birlikte mücadele kararı alıyor…

Afrikalı kadınlar, emperyalist kan emici batılı ülkelere, “Kıtamız hammaddeleri ancak bizi ve çocuklarımızı besleyebilir, emperyalist haydutları değil!” diyerek sesleniyor…

Hindistan’da işçi grevlerine kitlesel katılımlarıyla destek veren kadınlar, Şili’de yeni ve demokratik anayasa talebiyle yeri göğü inletiyor…

Fransa’da emeklilik reformuna karşı mücadeleyi örgütleyen kadınlar, İsviçre’de 28 yıl sonra grevler düzenliyor, kadının çalışma hayatının dışına itilmesine, erkeğe yardımcı konuma getirilmesine ve kadın emeğinin düşük ücretlenmesine karşı şiddetle dur diyor…

Tesadüf odur ki,

daha bir yıl öncesine kadar…taa emperyalistlerin doğası gereği, krizlerle militan hareketlere set vurma, ideolojik kafa karışıklığı ile bu hareketleri bölme ve antidemokratik uygulamalarla yok etme geleneğine kadar…

Ve Pandemi…

Yaşadıklarımızın münferit olmadığını biliyoruz. COVID-19 salgını (krizi) ile birlikte kendini iyiden iyiye hissettiren, dişi kaynaklı bu kitlesel protesto dalgasına kement vuruldu.

COVİD-19 salgını ile birlikte tecrite dönen yaşamımızda kadının ev içi yükü ile birlikte maruz kaldığı şiddet de arttı. Zaten sistemli bir şekilde sıradanlaşan, değersizleşen kadın bu süreçte iyiden iyiye kaderine terk edildi, patriyarkanın erk cehennemine hapsedildi.

Pandemi döneminde kadının kapandığı evler, öldürülen kadınların %75’nin cinayet mahallidir.

Resmi kaynakların verilerine göre bu bir yıllık süreçte dünya genelinde erkek şiddetinde %30’luk bir artış yaşandı. Kadınlar için coğrafya farklı ama yaşadıkları aynı.

Erkekle birlikte yaşamak zorunda olduğu ağır yaşam koşullarına ek olarak; evde, sokakta, işte, yolda, okulda yaşadığı eşitsizlikler ve artan erkek şiddeti gösteriyor ki, pandemi sonrası kadının sırtındaki yük daha ağır. Bu durumda kadına düşen belli. Yılların mücadelesiyle kazanılmış hakların uygulanmasında diretmek, hayatından ve haklarından vazgeçmeden kaldığı yerden tüm ideolojik tartışmaları dayanışma içine alarak mücadelesini kitlesel harekete dönüştürüp devam etmek.

Ve Erkek…

Kadının bu mücadelesi cins mücadelesinin ötesinde sınıf mücadelesidir. Kadının bu mücadelesinin ilk sınıflaşmaya dayandığını gören erkek üzerine düşeni bilmeli, dayanışmacı bir mücadele ile kadının yanında olmalıdır.

Unutmamalı ki ben olmadan olmaz!

Kadın özgürleşmedem, insanlık özgürleşmez!

About Nevin Sevük

Nevin Sevük

Check Also

HAYIR BAYIM YANILIYORSUNUZ!

Nevin SEVÜK Almanya’nın Frankfurt kenti yakınlarında bulunan Hanau’da 19 Şubat 2020’de ‘ırkçı’ Tobias tarafından iki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir