Salı , 30 Kasım 2021

DUYUYOR MUSUN? DOĞURDUKLARIMIZ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!

Nevin SEVÜK

25 Kasım, insanlık tarihinin kadına yönelik Adem ile Havva’dan süre gelen şiddetlerden başka bir vahşetin, başka bir utancın ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür.

Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Harekatı’nın öncülerinden Patria, Minerva ve Maria Mirabel Kardeşlere Trujillo askerleri tarafından aylarca tecavüz edildi, işkenceler yapıldı. 25 Kasım 1960’da Mirabel Kardeşler hunharca katledildi. Böylelikle 25 Kasım günü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak şiddete uğrayan tüm kadınlar için simgeleşti.

25 Kasım, kadınlara yönelik erkek egemen toplumsal şiddete karşı duruşun, haykırışı ve dayanışmaya davetin günüdür. Şu an yerküre üzerinde sömürü zihniyetine karşı en aktiv mücadele kadın harekatıdır. 25 Kasım günü, bu kadın harekatının insanlığı zulme karşı mücadeleye çağırdığı gündür.

Dünya ölçeğinde bugün her 3 kadından biri yaşam alanlarında, evinde, iş yerinde, kamusal alanda oturuşu, kalkışı, kiyafeti, duruşu, mücadelesi ve kırmızı ruju yüzünden şiddetin değişik biçimlerine maruz kalıyor. Kadınlar normlara uymadığı için eril güç tarafından cezalandırılıyor, öldürülüyor.

Dünya kadınların yüzde 35’inden fazlası hayatlarında en azından bir kez cinsel veya fiziksel şiddet mağduru oluyor. Bu yüzde 35’lik oran, resmi belgelere yansıyan buzul dağının küçük bir kısmı. Dünya çapında şu an belirlenebilmiş 200 milyon sünnetli kadından hemen hemen hepsi hayatları boyunca ağrılı idrara çıkma, doğum sırasında komplikasyonlar geçirme problemleri yaşıyor ve çoğu kan zehirlenmesi sonucu hayatından oluyor.

1,4 milyar kadın ve kız çocuğu aile içi şiddetin ve evlilikte cinsel istismarın suç sayılmadığı ülkelerde yaşıyor.

Erkek egemen güçler arasındaki savaşların, hesaplaşma ve çatışmaların en ağır bedelini kız çocukları ve kadınlar ödüyor. Ya öldürülüyor ya tecavüze uğruyor yahut insan pazarlarında alınıp satılıyor.

Almanya gibi bir ülkede hakları yasalarca koruma altına alınmış her dört kadından biri hayatında en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor.

Türkiye’de gün geçmiyor ki, bir kadının yerde yatan cansız bedenine, kadına yönelik şiddet haberlerine uyanmayalım. 2021 yılının ilk 10 ayında erkekler, 285 kadını öldürüyor, 362 kadını yaralıyor, 140 kadına tecavüz, 272 kadın taciz ediyor (resmi berlgelere yansıyan rakam) ve yüzlerce kadını fuhuşa zorluyor.

Şimdi saadete gelelim.

Hiç düşündünüz mü, dünyanın dört bir yanında kimi aleni, kimi kılıfına uydurulmuş bu şiddetin nedeni nedir?

Sistemler kadın kimliğini neden cezalandırır?

Kadın neden “aile ve makbul anneliğe” hapsedilmeye çalışılır?

Kadın neden itaat etmeye zorlanır?

Kadına şiddeti sadece güçlünün güçsüze zulmü olarak görür, arkasında örtülü bireysel bir cehaleti ararsanız mücadeleye yanlış bir zeminde başlamış olursunuz.

İşin özü başkadır. Yara daha derindir.

Kadına şiddette devlet, hukuk, din, aile ve toplumsal bir birliktelik vardır. Kadın kimliği, kadın cinsi ÖRGÜTLÜ, SİSTEMATİK, ORGANİZE bir şiddetle karşı karşıyadır. Dünya üzerindeki yaygınlığına baktığınızda, ataerkil iktidarların kadına, doğaya, çocuğa, hayvana karşı kendi devamını sağlamak için giriştiği bu yok etme politikası POLİTİKTİR, İDEOLOJİKTİR.

Bu ideoloji sadece kadını itaate zorlamıyor aynı zamanda planlı, programlı bir erkek kimliği oluşturuyor.

Zira erkek egemen iktidarlar biliyorlar ki; özgür ve eşit bir toplumu ve de ortak bir dünya ideolojisini yaratacak olan kadınlardır. Dolayıyla devamları için kadın tehlikelidir, kontrol altına alınmadır.

Zira erkek egemen iktidarlar biliyorlar ki; kadın hayatın kendisidir, doğanın topyekünüdür. Varlığın özü SEVGİ’dir, AŞK’tır. Kayıp bu öze ancak ve ancak kadının gücünü tekrar kazanmasıyla varılır.

Biz kadınlar, itaat etmiyoruz!

Siz erkekler, size biçilen ‘erkek’ kimliği dar gelmiyor mu?

O halde kadının bu mücadelesinde sorumluluk alın ve “BEN DE VARIM!” deyin.

About Nevin Sevük

Check Also

HALİN SÖZE GALEBESİ

Nevin SEVÜK Olur da bir gün şahit olmaktan çıkıp sözü eyleme meyledersem düzelir, değişir mi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir